O benim


İçimde inceden bir korku ve daha yola düşmeden başlamış bir yorgunluk hissi ile Perşembe günüm biraz donuk, gergin ve zihnimde sorularla geçti. Pasaport kontrolünü geçtikten sonra, 2 yıl önce o sınırı geçince hissettiklerimi hatırladım; aniden bastıran şiddetli bir korku ve özlem hali… Herhalde o zaman dönüşün ucu çok açıktı, ondandı… Bu sefer tuhaf bir şekilde adım adım ilerlerken o gerginlik azalmaya başladı.

Delhi'de olmak ve Delhi'de mutlu olmak tuhaftı. Bazen içgüdü diye adlandırdığım ama çoğu zaman "önyargı" denilebilecek fikirlerle kişilere, yerlere, deneyimlere yaklaştığımı bana hatırlatan 3 gün geçirdim. O içgüdülerin gerçek olduğu pek çok durumla karşılaşmış olsam da, içgüdülerimi ya da önyargılarımı fark edip yine de gelen ve olan her ne ise ona açıklığımı korumam gerektiğini anlamak için daha güzel bir tecrübe olabilir miydi, bilemiyorum?! Delhi'de günler zihnim ve yaşadığım anın savaşıyla geçti. Zihnim beni geçmişe ve yaşadığım kötü deneyimlere çekmek için her an hazırdı ama neyse ki anların güzelliği de bir o kadar güçlü bir şekilde zihnime karşı koyuyordu.

2 yıl önce Paharganj'da yürüdüğümüz gece, Old Delhi'de karanlık içinden bize uzanan eller, yerlerde yatan insanlar, koşan fareler, gözlerini dikip her an benden bir şey almak için baktığını hissettiğim gözler... Bunlar gerçekten 2 yıl sonra yok olmuş olabilir miydi? 2 yıl içinde Delhi mi değişmişti yoksa ben mi? Belki de 2 yıl önce ben o sokaklarda gezerken, o korkuları yaşarken değişmeye başlamış olabilir miydim?

Şimdi ekranda anneannemi hatırlatan (çok severdi izlemeyi) bir Hint filmi ve kıpır kıpır şarkıları çalıyor... Çok mutlu olunur mu? Çok huzurlu? Çok dingin? Ben öyleyim... Zorluklar ve karmaşanın içinde bunu koruyabildiğim ya da bunu fark edebildiğim ya da her iniş çıkışımı görebildiğim için mi yani kendimi keşfettiğim için mi bu Hindistan sevgim bilmiyorum. Hala bu sorunun cevabını arıyorum. • 2 yıl önce işimi bırakmış olmama, yollara düşmüş olmama ve şu an olduğum insana şükran duyuyorum. Şu anda her ne isem ona bakıyorum ve seviyorum, geçmişle yargılayıp gelecek beklentileri ile boğmuyorum.

O benim.