Hindistan Rehberi

Çayını şekersiz istemiştin şekerli mi geldi? Çayının içinden saç mı çıktı? Bardak pis mi? Yarım saat geçti hala siparişin gelmedi mi? Oturduğun mekanın interneti mi çalışmıyor? Yoksa tuvaleti çok mu pis? Çok mu sinirlendin? Sinirlenme, yavaşça gülümse ve tüm kasların gevşesin. Geçecek, Hindistan'dasın. Kafanı yumuşakça salla, rahatlayacaksın. 1 ayım dolmak üzere Hindistan'da, kafamı sallayıp “accha” demeyi ve gülümsemeyi alışkanlık haline getirdim.

Kalabalıkları sevmedim hiçbir zaman. Korna sesleri çileden çıkarır beni. Köpeğinin pisliğini kaldırımda bırakıp giden insanlara söylenirim. Yere çöp atan kişiye o çöpü iade etmek için içim içimi yer. Ah bir de suratıma bakan, baştan aşağı dikkatlice süzen insanlar; en sevdiğim! Kazıklamaya çalışan esnaf da favorilerimdendir. Çöp kokusu, lağım kokusu aldığımda saklanacak delik ararım.

Hindistan'dayım. Kalabalık buranın göbek adı. Korna burada gaz ile aynı anda kullanılıyor, sanki ehliyet alırken (resmi olarak alındığı konusunda şüpheliyim) gaz, fren, debriyaj ile birlikte korna eğitimi de verilmiş gibi. Köpek pisliğine hasret kaldım, her yer koca koca inek pisliği; basmamak için cambaz olmak lazım ve artık oldum. Çöpleri sanırım sadece biz saatlerce elimizde taşıyoruz; çöp atmak doğal bir refleks burada. Yolun ortasında 360 derece dönerek bakanlara “namaste” demek en iyi çözüm! Neyse ki İstanbulluyuz, kazık yemiyoruz ama kazık yememek için kırk takla atıyoruz. Aynı dükkanda 2 farklı kişi, 2 farklı fiyat verebiliyor. Ya da 600 rupee ile başlayan fiyat daha ben ağzımı açmadan “make you 400 rupee” diye değişebiliyor. Çöp ve lağım kokusu bir parfüm gibi, duymayınca yadırgıyorum.

Fotoğraf: 07 Aralık 2015, Haridwar

Ve ben bunlarla birlikte mutluyum . Tarif edemediğim bir mutluluk, huzur ve sevgi. Çok yoruyor ama dinlendiriyor, çok geriyor ama gevşetiyor, çok veriyorsun ama bir o kadar da alıyorsun bu ülkeden…

Kimileri tanrılarla, dualarla ilişkilendirebilir bu durumu. Ben ise bu topraklardan geçen tüm medeniyetlerle bir ilgisi olduğuna inanıyorum. Hem bir parça almışlar bu ülkeden, hem de bir parça bırakmışlar güzelliklerinden.

Ve doğayla bir ilgisi olmalı… Doğa tüm cömertliğini her şeye rağmen esirgemiyor bu topraklardan. İnsan kendini doğanın korumasında hissettikçe huzur doluyor.

Şiddete tanık olmamak ne güzel bir şeymiş, ne kadar kıymetliymiş. Çocuğunu itekleyen, bağıran bir anne-baba görmedim geldiğimden beri. Köpekleri taşlayan bir insanla karşılaşmadım. Maymun saldırınca döven birine de rastlamadım.

Bana sorarsanız en güzel Hindistan rehberi insanın hisleri, evrene olan inancı ve güveni. Gülümsemesinden, bakışından iyi niyetli insanı anlamaya başlıyorsun. Güvendiğin bir bakkalın, manavın, dükkanın, lokantan oluyor. Alıştıkça ayrılmak istemiyorsun, ayrılık vakti gelince gözlerin doluyor. Yeni yerde yeni iyilikler peşinde koşuyorsun ve buluyorsun.

Belki de hayatın rehberi bu; hislerimiz, evrene olan inancımız ve güvenimiz.

Namaste!